Bizim Aile, Aile Şerefi, Gülen Gözler, Neşeli Günler Karmaşası

Bizim Aile, Aile Şerefi, Gülen Gözler, Neşeli Günler 

Yeşilçam’ın en duygu yüklü aile filmlerinden 4’ünü ele alacağım bu paylaşımda. TV’de tekrar tekrar verildiklerinde farkettim Türk halkı olarak bu 4 filme aşırı derece bayıldığımız halde hangisinin hangisi olduğunu bir türlü ayırt edemiyoruz. İsteyen devamını okumadan önce kendini bir test edebilir.

  

+ ağğbi Neşeli günler filmi Münir Özkul’un “ben ben Yaşar Usta !!” dediğiydi dimi ?
yok kanka Yaşar Usta’lı olan şu Adile Naşit’in borç para aldığı onu da ödemek için sabun tozu yapmaya çalıştıkları değil mi ?
+ yok ağğbi sen iyice karıştırdın, senin dediğin Münir Özkul’un at arabasıyla ekmek parasını çıkarttığı , küçük oğluna  da zengin bir züppe’nin çarpıp sonra da o aileye musallat oluşu değil miydi ?

……..

+……..

ağğbi çay koyalım mı içeriz, iyi gelir hem.

 

Siz de yukarıdaki konuşmaların türlü türlü kombinasyonlarını defalarca yaşamış ya da yaşanmışına denk geldiyseniz, bugün doğru yerdesiniz ve hep beraber bu kavram karmaşasına bir son vereceğiz .

Arkanıza yaslanın .Kronolojik olarak hatırlayalım.

1) BİZİM AİLE ( 1975 )

Arka fonda film müziğini dinleyerek devam etmenizi tavsiye ederim ( http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/42381/bizim-aile-dram-tema )

Yaşar Usta bir fabrikada işçi olarak çalışmakta ve çocuklarına bakmaktadır. Melek Hanım da Yaşar Usta gibi dul ve 3 çocuk annesidir. Görücü usulüyle anlaşır ve evlenmeye karar verirler. Ancak bu durumu çocuklarına anlatmak hiç de kolay olmayacaktır. Sonunda 2 aile birleşir ve aynı evde yaşamaya başlar.Melek Hanım’ın büyük oğlu Ferit, okuldan arkadaşı olan Alev’i sevmektedir. Ancak Alev, zengin bir fabrikatör olan Saim Bey’in kızıdır. Her ne kadar Alev babasını pek sevmese de, onun sıkı denetimi altında yaşamaktadır. Saim Bey, kızının Ferit’ten ayrılması için aileyi zor durumda bırakır..

Türk sinema tarihindeki en iyi oyunculuk tiradlarından birinin yer aldığı filmdir. Herkesin ” Ben büyüğüm ben Yaşar Usta !! ” repliğiyle hatırladığı , Yaşar Usta’nın fabrikalar sahibi Saim bey’e verdiği ayarıyla efsaneleşmiş sahnenin hafızalara kazındığı filmdir.

 

Ben bizim aile filminin ayni taktigi kullandigini dusunuyorum. aile denilen kavram, genelde icine dogdugun ve onunla bugudugun, gundelik hayatinin cok temel bir parcasi, cok gozunun asina oldugu bir sey oldugu icin pek kolay sorgulanmaz, aileyi aile yapan o bagi olusturan degerleri kliseye dramaya kacmadan anlatmak zordur. bizim aile, aile olmayan bir yapiyla baslayip film boyunca olan olaylar ile aile olmaya dogru evrilirken, yonetmen adim adim aile denen seyin genetik baglar disinda hangi temel ogelerden olustugunu, bir grup insani ideal bir aile catisi altinda birlestiren ogeleri bu degisimi donusumu tetikleyen olaylar uzerinden anlatiyor. dugun, anneler gunu, zor durumlarda destek olmak vs. gibi basit kucuk olaylar yavas yavas ilk baslarda aralarinda ayni mekanda yasama zorunlulugu disinda bir bagi olmayan bir grup insani bir aileye donusturuyor. ” / eksisozluk

Pek çokları için garip gelicek belki ama, şöyle bir sahne vardır.
Halit akçatepe bir yarım ekmeğe peynir koymuş yer, hızlı hızlı zeytin atar bir tane ağzına, siyahından, adile naşit bir bardak çay koyar dumanı tüten, halit akçatepe kocaman bir yudum alır. hızlı hızlı yiyordur çünkü işe gidicektir.
Boğazımda hep bir yumru yapar, çok hüzünlendirir beni…” / eksisozluk

Acaba bu filmler üzerindeki hissiyatım ve düşüncelerim ” sadece benim hüsn-ü kuruntum mu ” diye merak ettiğimden başkalarının da filmle alakalı düşüncelerini paylaşıyorum. Hepimizin aynı paydada kesiştiğimizi görmek beni daha da duygulandırıyor.

Bir film düşünün, sonunu biliyorsun, 50 kere seyretmişsin, artık replikler bile ezbere, ama her defasınde gene seyrediyorsun gene seyrediyorsun, benim için böyle filimlere verilebilcek en iyi örneklerden biridir ” bizim aile ” ” / eksisozluk

2) AİLE ŞEREFİ ( 1976 )

Arka fonda film müziğini dinleyerek devam etmenizi tavsiye ederim ( http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/760/aile-serefi )

Değişen aile yapısını eleştiren ve adeta “kökünüze dönün” diye haykıran filmdir.
Bu film tirajiktir , komik değildir. En büyük detay burda saklı.
Ağlatan filmler kategorisindedir.

Sucu Rıza (münir özkul) ‘nın karısı (adile naşit), üç oğlu, iki kızı, damadı (şevket altuğ) ve emektar atı yadigar ile kıt kanaat geçindikleri dünyasına caddede arabasıyla yarışırken evin küçük oğluna çarpıp sakat bırakarak girer oktay karakteri (eriş akman).

Olay yerinden kaçması yetmezmiş gibi evin sözlü küçük kızına (itır esen) göz koyar. her fırsatta kızı rahatsız eder, yapmacık geçmiş olsun ziyaretleri ve babasının kızı küstahca istemesi kar etmeyince, arkadaşları ile kızın evdeki nişanını basar, evin büyük oğlu (mahmut cevher) ve arkadaşları tarafından öldüresiye dövülür. babası olan kar hırsıyla gözü dünmüş zengin fabrikatör (muhip arcıman), kendisi tarafından olasıya şımartılmış tek oğlunun bu halini görünce şiddetin dozunu iyice artırır.

Evine oğullarının kızının peşini bırakmasını ricaya gelen sucu rıza ve karısını dövüp yaka paça dışarı attırtır. bir geceyarısı sucu rıza’nın evindeki samanlığı kundaklatır, atı yadigar’ı vurdurtur, bu kargaşada evin büyük kızı (ayşen gruda) merdivenlerden düşer ve çocuğunu düşürür. evin büyük oğlunu dövdürtür, damadın seyyar tezgahını paramparça ettirtir.

Dahası aynı akşam üzeri nişanlısıyla eve gelmekte olan kızı, oktay arkadaşlarının yardımıyla kaçırır. bağrışmaları duyan tüm evin erkekleri kızı kurtarmaya koşarlar. kızın çabasıyla ve direnmesiyle fazla uzaklaşamayan oktay yol kıyısında kıza tecavüz edeceği sırada tıp fakültesi’nde okuyan ve abisinin aksine kaba kuvvete karşı olduğunu her fırsatta yineleyen evin ortanca oğlu (mahmut hekimoğlu) yetişir ve kardeşini kurtarır. Boğuşurlarken oktay tarafından bıçaklanır. apar topar eve kaçırılan, olabildiğine korkmuş hali ve kanlı tişörtü ile babasının karşısına çıkan oktay’ın hemen yurtdışına kaçırılmasına karar verilir. alelacele evden çıkarlarken sucu rıza ile karşılaşırlar. Aslında son derece insancıl bir karaktere sahip olan sucu rıza gözünü bile kırpmadan oktay’ı tüfeğiyle öldürür.

aileşerefi1

aileşerefi2

Akıllara zarar kız isteme sahnesiyle akıllara kazınmıştır. Münir Özkul babanın (Rıza) ve Itır Esen ablanın (Zeynep) verdiği ayarla gönüllere su serpmişlerdir.

 

3) GÜLEN GÖZLER ( 1977 )

Arka fonda film müziğini dinleyerek devam etmenizi tavsiye ederim ( http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/2908/melih-kibar-gulen-gozler-neseli-gunler-film-muzigi )

PS: Gülen Gözler ve Neşeli Günler filmlerinin film müziği aynıdır. Bence bu filmleri karıştırmamızdaki temel sebeplerden biri de aynı kalabalık oyuncu kadrosunun olmasının yanı sıra budur.

Yaşar Usta, (Özkul) karısı Nezaket (Naşit) ve beş yetişkin kızı ile İstanbul’da yaşar. Kalabalık ailesinin geçimini sağlamak için çok çalışmakta, cimriliği ve hilekarlığı ile zengin olmuş eski arkadaşı Yunus’un inşaatları için doğramacılık yapmaktadır. Kızlarının gönül ilişkilerinin hareketliliğinden habersiz bir şekilde, onlara münasip kısmetler bulmak ister. Büyük kızı Fikret’e (A. Gruda) âşık olan Vecihi (Ş.Şen) sürekli olarak kapısını aşındırsa da kızını ona vermemekte direnir. Hikmet ise evin alt katındaki çırakların gözdesidir; bütün vaktini onlara oyunlar oynayarak geçirir. En düşkün olduğu kızı İsmet (M.Ar) Yunus’un oğlu Temel ile evlenir; fakat Temel babası tarafından onaylanmayan bu evlilik nedeniyle evlatlıktan reddedilir. Yapılan düğünün tüm parası fakir Yaşar Usta’ya kalır.

Vecihi ise Fikret’i istemeye ve reddedilmeye devam etmekte, ara sıra da uçağı ile evin üstünden geçmeyi sürdürmektedir. Annesi Nezaket’in gözdesi olan Nedret (I.Esen) ise ablası gibi sevdiği gençle evlenmek ister; ama sevgilisi henüz üniversite öğrencisidir. Yaşar Usta’nın evliliğe karşı çıkmasını engellemek için, bu genci ona zengin bir mühendis olarak tanıtırlar. Ancak yeni düğün yapan ailenin parası yoktur. Nezaket kızının düğünü için Yaşar Usta’dan habersiz bir şekilde oturdukları evi ipotek ettirip Müteahhit Yunus’tan borç alır; ancak düğünden sonra bu borcu ödeyemez. Evdeki gençler tavanarasında sabun tozu yapıp para kazanmaya çalışsa da hayalleri hüsranla sonuçlanır. Yunus acımasız bir şekilde parasını istemektedir. Yaşar Usta gerçekleri öğrenince çok üzülür. Tam ipotek nedeniyle evlerini terk etmek üzerelerken, Yunus’un sürekli olarak malzemeden çalarak inşa ettiği sitedeki apartmanlar yıkılır ve pek çok işçi yaralanır. İflas eden Yunus da Yaşar Usta’ya gelir. Onun tüm kötülüklerine rağmen Yaşar Usta ona kucak açar. Filmin sonunda Yaşar Usta, yaşadıkları zorluklara rağmen ailesinin sorunlarının çözülmesi ile mutlu olur ve bu mutluluk anınında, sürekli evin üstünde uçtuğu uçakla sonunda eve iniş yapıp kızını isteyen Vecihi’ye Fikret ile evlenme iznini verir.

Şener Şen’in Vecihi karakteriyle efsaneleştiği ve akıllarımıza kazındığı filmdir.

4) NEŞELİ GÜNLER ( 1978 )

Arka fonda film müziğini dinleyerek devam etmenizi tavsiye ederim ( http://alkislarlayasiyorum.com/icerik/2908/melih-kibar-gulen-gozler-neseli-gunler-film-muzigi )

neşeli

Kazım Efendi (Münir Özkul) ve Saadet Hanım (Adile Naşit) turşuculuk yapan kendi hallerinde bir çifttir. 6 çocuklarıyla birlikte yaşamlarını sürdürmektedirler. Sürekli olarak turşu suyu yüzünden kavga etmektedirler. Bir gün yine evde bu yüzden tartışmaya başlarlar. Tartışma büyür. Sonunda Kazım Efendi üç çocuğunu da alır ve evi terk eder. Saadet Hanım diğer üç çocuğu alır. Yıllar sonra ayrılan kardeşler tesadüf eseri birbirlerini bulurlar ve bir araya gelmek isterler. Ancak yıllardır anne ve babaları dargın olduğu için bu o kadar da kolay olmayacaktır.

Şener Şen’in Ziya karakteriyle efsaneleştiği ve akıllarımıza kazındığı filmdir.

Şu repliği hayatında en az 1 kere her birimiz söylemeye çalışmıştır :
“En iyi cilet budur! dünyanın bütün meşhurları bununla tıraş oluyor.
ingiltere kralı, rahmetli başkan kenedi, taçsız kral pele, bakenbauer, kaleci mıyer, nadya komanaçi, bricit bardo, fenerbahçeli cemil! hepsi şöhretini bu bıçağa borçludurlar… denemesi bedava hem de hiç para vermeden. fennin son harikası, alaman mucizesi, bütün meşhurların bıçağı, su yok sabun yok, gibicibicis marka krem, yalnız 17 saniyede tamam bu iş!”

 

Kafası hala karışık olanlara, özet geç diyenlere son bir kıyağım olsun..

 

Burda amacım filmleri sahne sahne , uzun uzun anlatıp sosyo kültürel,psikolojik vb bakımlardan incelemek olmadı.Haddim de değil.Tek amacım filmleri hem tekrar tekrar hatırlamak, hakettiği değeri vermemiz gerektiğiyle ilgili birbirimizi yüreklendirmek ,ayrıca birbirinden ayırabiliyor olmak. Yani ” nasıl olsa yeşilçam filmi ya izle gitsin”den bir tık öte, mümkün olabildiği ölçüde “bilinçli” seyredebiliyor olmak. “Yeşilçam‘ı da bilinçli izlemek nedir yaaa” diyenler olabilir , ancak bu filmlerin bizleri sadece hüzünlendirmek,güldürmek gibi misyonları olmamalı.

Benzerlerinin çekilmesi artık neredeyse imkansız olan bu yapımlar, dönemin halkının hayatını bize birer belge gibi göstermesinin yanında gelişen ve madden zenginleşen dünyada neleri kaybettiğimizi anlama adına da “durup kendini dinleme” filmleri olarak görüyorum nacizane

ALİ ŞEN ( 1918 -1989 )

ALİ ŞEN  Kimdir ?

Bahsedeceğim kişi “Ali Şen başkan Fenerbahçe Şampiyon”daki Ali Şen değil. Bu ALİ ŞEN aslında herkesin çok yakından tanıdığı oynadığı ‘kaybetmeye mahkum üç kağıtçı’ rolleri ile ona hem kızdığımız, hem de güldüğümüz unutulmaz YEŞİLÇAM karakteridir.

Eeee yeşilçam’a  o kadar hizmet etmiş büyük usta var. ALİ ŞEN de nerden çıktı şimdi diyenlere ve de bilmeyenlere bombayı patlatayım. Bu usta oyuncu şu an hala hayatta olan başka bir usta oyuncumuzun , ŞENER ŞEN‘in babası !!!